top of page

AY TUTULMASI – 28 AĞUSTOS

27 Ağu
3 dakikada okunur

Karanlık ne kadar derinse, ışık o kadar net görünür!


Ay, sabaha karşı Rāhu’nun (Ay’ın kuzey düğümü) gölgesinde karanlıklara çekilecek. İki haftalık tutulma sezonunun ve 2026 yılının son tutulması olan bu kısmi Ay tutulması, Türkiye saatiyle 04.23–10.01 arasında gerçekleşecek.


Tutulma Kumbha Rāśi’de (Kova burcu) ve Śatabhiṣā Nakṣatra’da gerçekleşecek. Güneş’e çok yakın olduğu için asta/yanık durumda olan Budha (Merkür) da bu tutulmaya eşlik edecek.

Zihni ve algıyı yöneten iki graha, Chandra (Ay) ve Budha (Merkür), böyle hassas konumlarda olduğunda huzursuzluk, anksiyete, paranoya, öfke, hızlı fikir değişiklikleri, kavgacı bir ruh hâli ve fiziksel/mental stres hissedebiliriz. Duyu organlarımız ve dolayısıyla sinir sistemimiz daha hassas hâle gelebilir. Uyku kalitesi bozulabilir, rüyalar yoğunlaşabilir ve tuhaflaşabilir.


Tutulma vakitleri sinyallerle doludur. Özellikle Śatabhiṣā Nakṣatra, iyileştirilmesi gereken şeyleri görünür hâle getirir. Bu Nakṣatra hem iyiyi hem kötüyü, hem hastalığı hem de şifayı içinde taşır. Karanlıktan aydınlığa ulaşmak için verilmesi gereken mücadeleyi ortaya çıkarır.

Ay bu yıldızda, karanlık ile aydınlık arasında gidip gelir. Karamsarlık ile iyimserlik, korkmak ile cesaret edebilmek, geçmişten gelen acıların etkisiyle depresifleşmek, geleceğe dair kaygı yaşamak ve sahip olduklarımıza şükredebilmek arasında salınabiliriz. Sanki benliğimiz ikiye bölünmüş gibi hissedebiliriz.


Śatabhiṣā, denizlerin ve kozmik suların hâkimi Varuṇa tarafından yönetilir. Chandra’nın da sular, sıvılar ve duygusal akışla bağlantılı bir graha olması nedeniyle, Ay’ın bu Nakṣatra’da tutulması derinlerde biriken suları çalkalayan bir enerji yaratabilir. Böylece hem zehir hem de ilaç aynı anda yüzeye çıkabilir.


Nepal’de meydana gelen feci doğal afet de bu tutulmanın sembolizmiyle birlikte düşünülebilir. Tutulmalar tarih boyunca büyük toplumsal kırılmaların ve kolektif olayların yaşandığı dönemlerle ilişkilendirilmiştir. Ancak burada önemli olan, tutulmanın bu tür olaylara neden olduğunu söylemekten ziyade, bu dönemin sembolik temalarının dünyadaki gelişmelerle nasıl yankılandığını gözlemlemektir. Nepal ve Tibet sınırında meydana gelen son felakette buz-kaya çığının tetiklediği yıkıcı sel baskınları yüzlerce insanın ölümüne ve çok sayıda kişinin kaybolmasına yol açtı.


Aynı yankıyı kendi hayatlarımızda da gözlemleyebiliriz. Ben kendi hayatımda bu tutulmanın temalarının bazılarını şöyle yaşıyorum: Son günlerde doğal afet temalı rüyalar görüyorum, uzun zamandır geride bıraktığımı düşündüğüm sürekli bir şeyler izleme alışkanlığım yeniden ortaya çıktı. Geçmişte kaldığını sandığım reflü sorunum tekrar kendini hatırlattı. Doğum haritamda tutulmanın etkilediği alanlardan biri de gözler olduğu için, son dönemde gözlerimdeki hassasiyetin arttığını da fark ediyorum.


Bunların hiçbirini yalnızca tutulmaya bağlamak elbette mümkün değil. Fakat Jyotiṣa'da gökyüzündeki hareketleri yalnızca dışarıda gerçekleşen olaylar olarak değil, içimizde ve hayatımızda hangi temaların görünür hâle geldiğini gözlemlemek için de bir araç olarak kullanabiliriz.


Belki de bu dönemde kendimize şu soruları sorabiliriz: Neyi yeniden görüyorum? Neyi artık görmezden gelemiyorum? Hangi alışkanlık, duygu veya beden parçam benden yeniden ilgi istiyor?


Belki de tam da bu nedenle, bu sıralar ortaya çıkanlarla, gizlediklerimizle ve içimizdeki “şeytanlarla” yüzleşme zamanı.


Gündelik alışkanlıklarımızdan düşünce paternlerimize; hayattan nasıl keyif aldığımızdan çevremize, hedeflerimizden kazancımıza kadar pek çok konuda ve özellikle doğum haritamızda Kumbha Rāśi’nin temsil ettiği yaşam alanlarında değişiklik yapmak istiyorsak, bu tutulmanın enerjisinden faydalanabiliriz.


Tek yapmamız gereken, kendimize karşı dürüst olmak; destek ve rehberlik almaya, iyileşmeye ve dönüşmeye açık olmak.


Zira Śatabhiṣā güçlü bir şifa potansiyeline sahiptir. Enerjimizi daha yapıcı bir güce dönüştürebilir, içimizde birikmiş “zehirleri” fark edip bırakabilir ve en azından düşünce biçimimizi dönüştürmeye başlayabilirsek, bu tutulma önemli bir içsel ve kadersel dönüşümün yolunu açabilir.


Bazı şeyler ise bizim kontrolümüzün ötesinde gerçekleşecek ve o akıntının karşısında durmak mümkün olmayacak. Böyle zamanlarda yapabileceğimiz en önemli şey sakin kalmak ve kendimizi gereksiz uyaranlardan korumak.


Bunun için sinir sistemimizi fazladan uyaranlarla ajite etmemek önemli. Fazla konuşmak, aşırı ve ağır beslenmek, cinsel aktivite, alkol, uyuşturucu ve benzeri yoğun uyarıcılar bu dönemde zihinsel ve bedensel hassasiyeti daha da çok artırır.


Bu gece ılık bir duş alıp erken yatın. Yatmadan önce Yoga Nidra çalışması veya hafif, ritmik nefes çalışmaları yapabilirsiniz.


Mümkünse Güneş doğmadan kalkıp hafif bir meditasyon yapmak; bildiğiniz mantraları veya duaları okumak da iyi gelebilir.


Vedik gelenekte tutulma vakitlerinde yapılan içsel çalışmaların etkisinin çok güçlü olduğuna inanılır. Tutulma saatlerinde mümkünse bir şey yiyip içmemek ve yemek pişirmemek önerilir. Tutulma sonrasında duş almak, bedeni ve yaşam alanını tazelemek güzel bir ritüel olabilir.

Ve belki de bu tutulmanın en güzel şekilde değerlendirebileceğimiz taraflarından biri, tabiat ve canlılar için hayırlı bir şey yapmak.


İmkânınız dâhilinde bir bağış yapabilir; insanlara, hayvanlara veya bitki örtüsüne destek olabilirsiniz. Zamanınızı, paranızı ya da enerjinizi nereye ayırmak istiyorsanız onu seçin.

Çünkü bazen karanlıktan çıkış, yalnızca kendi içimizde bir ışık yakmakla değil, başka bir canlının hayatına biraz ışık taşımakla da mümkün olur.


Hepimize şifa getiren bir dolunay ve tutulma olsun!


Sevgimle,


Berrin

 

 
 
 

Yorumlar


bottom of page